Algılama konusuyla çoğu insanın başının dertte olduğunu görüyorum. Ve bu yüzden de insanlar çok büyük sıkıntılar ve çöküntüler içinde. Her biri karşısındakiyle bir türlü anlaşamadığını, kendisini ifade edemediğini, karşısındakinin de kendini bir türlü anlayamadığını, anlatmaya çalışıyor.
Bu noktada empati konusu karşımıza çıkıyor. Az bir kitap karıştıran ya da bu tarz konulara meraklı olanlarımız bilir ki empati denilen şey pek çok sorunun üstesinden gelir.
Çok basit olarak açıklamak gerekirse empati, kişinin kendisini başkasının yerine koyarak, o insanın duygu ve düşüncelerini hissetmesi durumudur. Genelde de karşısındakine Hak vermesi ile sonuçlanır. Çünkü karşısındaki insanın değer yargılarını ve bakış açısını ele alır ve artık bu verilere gore düşünmeye başlar. Ama biz genelde tersini yapar ve ‘Ben senin yerinde olsaydım şöyle şöyle yapardım’ deriz. Hayır aslında siz yine kendinizin yapacağı şeyi yapardınız. Karşınızdaki olsaydınız da yine karşınızdakinin yaptıklarının aynını yapardınız.
Burada şu noktaya da değinmek isterim ki dünyaya zamanın başlangıcından bu yana gelmiş insan sayısı kadar farklı yapı ve özellikte insan mevcuttur. Ve her bir insan kendine has özellikler içerir. Her insanın farklı fikir ve düşünceleri bulunmaktadır. Yani bire bir uyuşma mümkün değildir. En azından düşünsel boyutta az çok farklılıklar taşır. Siz kopyalanma safsatalarına inanmayın.. Hiç bir konuda tekrar yoktur. Olsa olsa benzer yanlar sözkonusu olabilir. Kardeşin kardeşe benzememesine, ikizlerin bile farklı karakter ve yapıda olduklarına bakarak, nasıl olur da başka anne ve babadan olmuş birinin sizin gibi düşünebileceği iddiasında bulunabilirsiniz.
İşte bu noktada hoşgörü dediğimiz mesele ortaya çıkıyor. Bu farklılıkları görüyor ve artık yaratılış gayeleri doğrultusunda farklı fiiller ortaya koyan insanları suçlamayı bırakıyorsunuz. Çünkü anlıyorsunuz ki spektrumdan geçen renk tayfı gibi renklilik ve çeşitlilik sözkonusu. Diyebilirmisiniz ki mavi kötü, yeşil güzel. Hayır. Çünkü mavi suda, yeşil çimende güzel durur. Siz bir ağacın gövdesi olabilirsiniz ama ,diğeri de o ağacın dalları, bir diğeri meyvası, bir diğeri ise yeni açan çiçekleridir. KENDİNİZİ Mİ İNKAR EDİYORSUNUZ?
Siz çiçeğin güzelliğine, meyvanın lezzetine, ağacın güçlü ve kudretli görünümünden ilham alın. Sevin sevin sevebildiğinizce. Çünkü zaman yok kavgaya, sürtüşmeye. Bulabildiğiniz tüm güzellikler ile yetinin. Eminim ki siz o güzellikleri farkettikçe, sizde çok daha fazla güzellikler açığa çıkacaktır, tomurcuklanan çiçek misali.
Yalkın Tuncay